iSLAMi GiZLi iLiMLER SiTESi
Vakit Namazınızı Kıldınızmı?

Hoş Geldiniz Forumdaki Konulardan Tam Anlamıyla Faydanalabilmek İçin Giriş Yapınız Uye Degılsenız 1 Dakıkanızı Ayırarak Kayıt Olunuz---ByNoKta

iSLAMi GiZLi iLiMLER SiTESi

CİNLERE, ŞEYTANLARA, İFRİTLERE ve DİĞERLERİNE, BÜYÜYE VE SİHRE KARŞI İNSANLARIN KALESİ ( SİTEMİZDEKİ HERŞEY ÜCRETSİZ ve KARŞILIKSIZDIR )
 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 müminin 24 saati

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mümine sultan
Administrator

Administrator
avatar

Mesaj Sayısı : 6157
Kayıt tarihi : 15/01/10
Yaş : 42
Nerden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.

MesajKonu: müminin 24 saati   Ptsi Ara. 20, 2010 1:58 pm






[size=9][size=9][size=9][b][size=9][size=9][b][size=9][b][size=9][size=16][b][size=12][/size][/size][/size][/b][/size][/b][/size][/b][/size][/size][/b][/size]

[size=9][size=9][size=16][b][size=12]MÜMİNİN
24 SAATİ
[/size][/size][/size][/b][/size]





















Sabah
Uyandığında




Temizlik
Yaparken


Kıyafetlerini
Giyerken


Kahvaltı
Ederken


Yolda

Giderken





İş
Hayatında




Alışveriş
Yaparken



Spor
Yaparken
İbadetlerini
Yerine Getirirken




Gece
Yatarken






Yolda
Giderken

Kahvaltılarını
yapan ve hazırlıklarını tamamlayan insanları
işyerlerinde, okullarında veya farklı ortamlarda
çeşitli uğraşılar beklemektedir. İnsanların
birçoğunun akşam olmadan önce yapmaları gereken
belirli işler vardır. Allah Kuran'da bu durumu,
"… gündüz, senin
için uzun uğraşılar vardır." (Müzzemmil Suresi,
7)
ve "O...
gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır."
(Furkan Suresi, 47)
şeklinde bildirmektedir.

Mümin
önündeki her günü, Allah'ın hoşnutluğunu,
sevgisini ve cennetini kazanmak ve hayırlı
işler yapmak için yeni bir fırsat olarak görür.
İşleri ne kadar yoğun olursa olsun, Allah'ın
hoşnutluğunu aramayı bir an bile olsun unutmaktan
sakınır. "… Rabbim,
bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi
ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı
ilham et ve beni rahmetinle salih kulların
arasına kat." (Neml Suresi, 19)

ayetinde bildirilen Hz. Süleyman'ın duasını
kendine örnek alır ve gün içinde yapabileceği
şeyleri Rabbimizin kendisine ilham etmesini
diler.

İşine
veya okuluna gitmek üzere evinden dışarı çıkan
herkes, aslında düşünmesi gereken pek çok
varlık ve olayla karşı karşıya kalır. İnsanın
gördüğü herşey Allah'ın bilgisi dahilinde
ve O'nun dilemesiyle oluşmuştur, mutlaka belirli
bir sebebi vardır. İşte bu gerçeği aklından
çıkarmayan mümin, başını yukarıya kaldırdığında
gökyüzünün mükemmel bir şekilde yaratılmış
olduğunu görür. "Gökyüzünü
korunmuş bir tavan kıldık..." (Enbiya Suresi,
32)
ayetinin tecellisiyle karşılaştığını
anlar.


Gökyüzünün
"korunmuş tavan" olma özelliği, sahip olduğu
atmosferden kaynaklanır. Yerküremizi çepeçevre
kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son
derece hayati işlevleri yerine getirir. Atmosfer,
uzaydan gelen ve canlılar için zararlı olan
ışınları filtre eder; Dünya'ya doğru yaklaşan
irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek,
Dünya'ya ve canlılara zarar vermesini engeller;
Dünya'yı, uzayın ortalama eksi 270 derecelik
dondurucu soğuğundan korur. İnsanların birçoğu
gereği gibi takdir etmeseler de, Allah yaşam
için ideal bir ortam yaratmış ve onları gökyüzünden
gelecek tehlikelere karşı korumuştur.



Allah, göğü gözlemleyen bir müminin, uyumlu
ve kusursuz yaratılış delillerini kısa sürede
anlayacağını Kuran'da şöyle bildirmektedir:


O,
biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat)
içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan
Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk'
(tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir;
herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık)
görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha
çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan)
umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana
dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

Allah
göklerin ve yerin yaratılışında, imani bir
derinlikle bakanlar için deliller olduğunu
Kuran'da şöyle haber vermektedir:


Üzerlerindeki
göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik
ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı
yok. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda
sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı
ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.
(Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul
için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir.
(Kaf Suresi, 6-

Bakışlarını
gökyüzünden yere çeviren mümin başka bir yaratılış
delili ile karşılaşır. Üzerinde güvenle yürüdüğü
yerin altı, magma denilen bir "ateş tabakası"
ile kaplıdır. Üstelik yer kabuğu son derece
incedir; yani bu ateş neredeyse hemen ayaklarının
altındadır. Öyle ki yeryüzü kabuğunun tüm
dünyaya kıyasla kalınlığı, bir elma kabuğunun
tüm elmaya kıyasla kalınlığına benzetilebilir.
İşte bu gerçekleri aklından geçiren mümin,
dünyanın ve dünya üzerindeki tüm canlıların
Allah'ın dilemesiyle, O'nun yarattığı kusursuz
bir denge sayesinde yaşadıklarını ve güvenlik
içinde varlıklarını sürdürdüklerini bir kez
daha anlar.

Hikmet
gözüyle bakan müminler çevrelerindeki güzellikleri
ve yaratılış harikalarını hemen fark ederler.
Örneğin, havada büyük bir zerafetle süzülen
kuşlar, manavın vitrinini süsleyen göz alıcı
renklere sahip meyveler, bir pastaneden yayılan
etkileyici kokular, Allah'ın nimetleri olduğu
için bir mümine, diğer insanların kavrayamayacağı
anlamlar ifade eder.

Sokakta
yürürken önüne çıkan sayısız ayrıntıdaki "deliller"
üzerinde düşünen mümin, diğer taraftan davranışlarına
da dikkat eder. Örneğin abartı ve gösterişten
uzak bir şekilde yürür. Çünkü Allah "Yürüyüşünde
orta bir yol tut..." (Lokman Suresi, 19)

ayetiyle, mütevazi bir yürüyüş şeklinin doğru
olduğunu haber verir. Mütevazi olan insan
Allah'ın emrine uyarak, tüm tavırlarında olduğu
gibi yürüyüşünde de orta bir yol tutmakla
Allah katında da, müminlerin gözünde de makbul
bir konuma gelir.

İnananlar
insanı yaratanın ve ona bütün özelliklerini
verenin Allah olduğunu bilirler. Ancak, Kuran
ahlakından uzak yaşayan insanlar bu gerçeği
göz ardı eder ve sahip oldukları özelliklerin
kendilerine ait olduğunu düşünürler. Güzelliklerini,
zenginliklerini, bilgili veya başarılı olmalarını
kendilerine mal eden bu insanlar, büyüklenir
ve kibirlenirler. Kibirleri nedeniyle insanları
ezmek ve onlara üstünlüklerini göstermek isterler.
Bu düşünceleri sözlerine ve bütün davranışlarına
yansıdığı gibi yürüyüşlerine de yansır. Oysa
her insan Allah'ın üstün ilim ve kudreti karşısında
acizdir, yaşamının her anında Allah'a muhtaçtır.
Allah bu gerçeğin şuurunda olmayan insanları
Kuran ayetleriyle uyarmakta, böbürlenmeyi
Kuran'da şöyle yasaklamaktadır:


İnsanlara
yanağını çevirip böbürlenmiş olarak yeryüzünde
yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni
sevmez. (Lokman Suresi, 18)


Yeryüzünde
böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin,
ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra Suresi,
37)
[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mümine sultan
Administrator

Administrator
avatar

Mesaj Sayısı : 6157
Kayıt tarihi : 15/01/10
Yaş : 42
Nerden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.

MesajKonu: Geri: müminin 24 saati   Ptsi Ara. 20, 2010 2:01 pm

Yeryüzünde
böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin,
ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra Suresi,
37)

Kuran
ahlakını yaşayan bir insan her zaman acizliğinin,
Allah'ın dilemesiyle yaşadığının, sahip olduğu
herşeyi kendisine çerenin kainatın tek sahibi
olan Allah olduğunun bilincindedir. Her zaman
bu bilinçle yaşadığı için de etrafındaki her
olayı Kuran'a göre değerlendirir.

İnsanın
gün içinde yürüyerek çok fazla yol kat edemeyeceği
açıktır. Yürümek, kısa mesafeler için kolay
bir işlem ve Allah'ın insana sunduğu büyük
bir nimettir. Ancak, insanın uzun bir mesafeyi
yürümeye gücü yetmez; belirli bir süre sonra
vücudu yorulur ve daha fazla yürümesine imkan
vermez. Kullarının bu acizliğini bilen Allah,
kolay bir şekilde ulaşım sağlayabilmeleri
için kendilerini taşıyacak hayvanlar ve araçlar
yaratmıştır. Allah'ın kullarına karşı merhametinin
ve şefkatinin göstergesi olan bu büyük lütfunun
haber verildiği Kuran ayetlerinden bazıları
şöyledir:


Kendisine
ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı
şehirlere onlar (hayvanlar), ağırlıklarınızı
taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli
ve merhametlidir. Onlara binmeniz ve süs için
atları, katırları ve merkepleri (yarattı).
Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?
(Nahl Suresi, 7-Cool

...
Sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz
şeyleri var etti. (Zuhruf Suresi, 12)


Görmedin
mi, Allah, yerdekileri ve denizde O'nun emriyle
akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi.
Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten
alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı
şefkatlidir, çok merhametlidir. (Hac Suresi,
65)

Allah
demir ve çelik gibi madenler ve çeşitli imkanlar
yaratmış, insanlara bunları kullanarak çeşitli
araçlar yapmalarını ilham etmiştir. İnsanlar
da Allah'ın dilemesiyle araba, otobüs, tren,
gemi, uçak gibi ulaşım araçları yapmışlardır.
Böylece Rabbimiz insanların güç yetiremeyecekleri
yolculukları onlara kolaylaştırmıştır. Kendilerine
sunulan bu nimetler karşısında insanlara düşen
ise, bir araca bindiklerinde Allah'ı hatırlamaları,
O'nun adını yüceltmeleri ve O'na şükretmeleridir.
Bu durumu Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir:


Onların
sırtlarına binip-doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz
zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve:
"Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah)
ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize)
yanaştıramazdık" demeniz için. (Zuhruf Suresi,
13)

Bugünkü
ulaşım, geçmişle kıyaslanmayacak kadar hızlı,
konforlu ve rahat bir hal almıştır. Kuran
ahlakını yaşayan bir insan için bunlar üzerinde
düşünmek, hem Allah'a yakınlaşmak hem de nimetler
için samimi bir şekilde O'na şükretmek için
önemli yollardan biridir.

Mümin
bir araç içinde seyahat ederken de yine Allah'ı
düşünür. Yandaki aracı kullanan kişi, arabanın
rengi, modeli, etraftaki diğer araçlar ve
insanlar, onların hareketleri, öndeki aracın
arka camındaki bir yazı, yol boyunca sıralanmış
binalar, binaların şekilleri, camları, tabelalar,
tabelalardaki yazılar, bunların tümü Allah'ın
bir kader üzere yarattığı detaylardır. Allah
bu gerçeği insanlara "Hiç
şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık"
(Kamer Suresi, 49)
ayetiyle haber
verir.

Allah
yalnızca bir insan için değil, yeryüzündeki
milyarlarca insan için her an karşılaşacakları
şeyleri yaratmaktadır. Kuran ahlakını yaşayan
bir insan için bunları düşünmek, Allah'ın
her an yanında olduğunu, her hareketini ve
davranışını gördüğünü bilerek hareket etmesine
vesile olur. Gün boyunca bu gerçeğin bilincinde
olduğundan, ne sıkışan trafik, ne önüne aniden
çıkan bir araç, ne bir zorluk, ne de başına
gelen herhangi bir sıkıntı müminin Allah'a
olan teslimiyetli davranışlarını değiştirmez.

Bazı
insanlar ise aksilik gibi görünen küçük bir
olaya dahi sabredemez, hatta kimi zaman kendilerini
kaybeder, dengesiz tavırlar gösterirler. Trafiğin
sıkışması veya dikkatsiz bir sürücü hemen
sinirlenip söylenmelerine, bağırıp çağırmalarına
yol açabilir. Sıkışan trafikte beklemeye tahammül
edemez, bunu arka arkaya korna çalarak protesto
eder, diğer insanları da rahatsız ederler.
Bunlar gibi olumsuz davranışlarının nedeni
ise, herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu
tamamen unutmalarıdır.

Kuran
ahlakına sırt çeviren bir insan için ulaşım
bir nimet değil bir külfet, bir bela haline
gelir. Örneğin yolda giderken, çukurlar, trafiğin
sıkışmasına sebep olanlar, ani bastıran bir
yağmur ve daha pek çok konu ile bütün gün
aklını meşgul eder. Bu boş düşüncelerin ise
kendine ne dünya hayatında ne de ahirette
hiçbir faydası yoktur. Birçok insan kendisini
derin düşünmekten alıkoyan asıl konunun dünya
üzerinde vermek zorunda olduğu mücadele olduğunu
iddia eder. Yiyecek, barınma, sağlık gibi
ihtiyaçlarını temin etmeye vakit ayırdığı
için Allah'ın varlığı ve yaratılış delilleri
üzerinde düşünmeye vakit ayıramadığını söyler.
Oysa bu, bir kaçıştan başka bir şey değildir.
İnsanın sorumlulukları ve içinde bulunduğu
konum ile, düşünmesinin hiçbir ilgisi yoktur.
Çünkü Allah'ın razı olması için yaratılış
delillerini, kaderi, ahireti, ölümü, dünyada
Rabbimizin verdiği nimetleri düşünen insan,
yanında Allah'ın yardımını bulacaktır. Görecektir
ki kendisi için problem olan pek çok konu
ardı ardına kolayca çözülmekte, düşünmeye
rahatlıkla fazla vakit ayırabilmektedir.

Mümin
bir gün boyunca karşılaştığı her ortamı yaratanın
Allah olduğunu hiçbir zaman unutmaz. Bunların
yaratılış amacı ise, güzel bir şekilde sabretmek
ya da örneğin, eğer imkanı varsa trafiğin
tıkanmasına sebep olan nedeni ortadan kaldırmaya
çalışmaktır. Kişisel bir çabayla çözümlenemeyecek
bir problem varsa bu durumda yapılacak tek
şey sabırla beklemektir. Bazı insanlar gibi
sinirlenmek, bağırmak, tartışmak, insanın
hem kendisine hem de başkalarına zarar verebileceği
anlamsız ve yanlış davranışlardır.

İnsanların
sabır gösterme konusunda denendiklerini anlamaları
için çok büyük acılar, büyük trajik olaylar
beklemeleri yanlıştır; çünkü Allah insanı
gün boyunca büyük küçük birçok olayla imtihan
eder. Bu şekilde gün içindeki trafik sıkışıklığı,
bir yere geç kalma gibi sıkıntı verici olaylar,
ufak tefek kazalarla da insanlar denenirler.
Ancak bu durum karşısında Kuran ahlakını yaşayan
insanlar, içlerinde en ufak bir sıkıntı bile
duymadan, şikayet etmeden sabrederler. Nitekim
Allah Kuran'da, müminlerin özelliklerinden
birinin de kendilerine isabet eden sıkıntılara
sabretmeleri olduğunu bildirmektedir:


Onlar
ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir;
kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler,
namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden
infak edenlerdir. (Hac Suresi, 35)

Trafikte
meydana gelebilecek kazalar karşısında da
mümin itidalli ve tevekküllüdür. Böyle bir
durumda, yaşadığı olayı yaratanın Allah olduğunu
bilerek akılcı davranır. Olay yerindeki yaralıları
kurtarmaya, yardım çağırmaya ve kazanın verdiği
zararın artmasını önlemek için gerekli tedbirleri
almaya çalışır. Dünya hayatının her anında
Allah'ın razı olduğu güzel davranışlarda bulunmakla
sorumlu olduğunu bilir.

Allah
insanın yaratılış amacını ve kendisine verilen
bu sorumluluğu Mülk Suresi'nde şöyle bildirmektedir:


O,
amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin
daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için
ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü
olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi,
2)

Dünya
hayatının her anını Kuran ahlakı doğrultusunda
yaşayan mümin, yolculuğu sırasında boş ve
anlamsız düşüncelerin zihnini işgal etmesine
izin vermez; dikkatini üzerinde derin derin
düşünebileceği olay ve varlıklara yöneltir.
Örneğin, Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar
gökyüzünde uçan kuşlara baktıklarında bunu
sıradan bir olay olarak algılarlar. Oysa mümin
için, kuşların hiçbir yere bağlı olmadıkları
halde hassas kanatları ile hava boşluğunda
çeşitli manevralar yapmaları ve boşlukta adeta
asılı kalmaları, uçuşlar, sıçrayışlar ve manevralar
yapmaya en uygun biçimde tasarlanmış kanatları,
beslenmeye en uygun şekilde yaratılmış gaga
yapıları, uçma teknikleri, özel iskelet, solunum,
sindirim ve diğer sistemleri, tüylerinin kompleks
ve aerodinamik yapısı, yuva yapma teknikleri,
duyu organları, avlanma ve beslenme yöntemleri,
davranışları, üreme ve çeşitli işlevler sırasında
çıkardıkları sesler, kuşlardaki tasarım harikası
sistemler, Allah'ın varlığının, üstün ilim
ve kudretinin delillerindendir. Allah Kuran'da,
"Onlar, üstlerinde
dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları
görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan
başkası (boşlukta) tutmuyor…" (Mülk Suresi,
19)
ayetiyle bu gerçeğe dikkat
çekmektedir. Müminler de yolda ilerlerken
çevrelerindeki bu gibi iman hakikatlerini
izler ve Allah'ın sonsuz kudretine her an
şahitlik ederler.



İş
Hayatında

Yetişkin
insanların çoğu gününün önemli bir bölümünü
yaptığı iş ile ilgilenerek geçirir. Ama Kuran
ahlakına uygun hareket edenler, aynı meslek
kolunda çalışsalar bile cahiliye ahlakını
benimsemiş kişilerden önemli bir noktada ayrılırlar:
Mümin için, gün içindeki işleri ne kadar acil
ve yoğun olursa olsun, Rabbimize karşı kulluk
görevlerini ve ibadetlerini yerine getirmek
herşeyden daha önemlidir. Allah Kuran'da bu
gerçeği şu şekilde haber vermektedir:



Allah'ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten
daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en
hayırlısıdır. (Cuma Suresi, 11)

Mümin
bunun bilincindedir ve hiçbir iş onu Allah'ın
adını anmaktan, ibadetlerini yerine getirmekten
alıkoyamaz; hiçbir zaman dinin herhangi bir
hükmünü maddi kazanç için göz ardı etmez ve
ertelemez. Kuran ahlakını yaşayan insanların
bu özelliğine Rabbimiz bir ayetinde şöyle
dikkat çekmektedir:


(Öyle)
Adamlar ki, ne ticaret, ne alışveriş onları
Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan
ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz';
onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı
(dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.
(Nur Suresi, 37)

Bu
ayette, ticarete dikkat çekilmesinin sebebi,
maddi menfaatin insanların en büyük zaaflarından
bir tanesi olmasıdır. Nitekim insanların bir
kısmı, daha fazla para kazanmak, daha fazla
mülk edinmek ya da daha fazla güç elde etmek
için dinin birçok hükmünü göz ardı edebilirler.
Örneğin namaz ibadetini veya dinin bir başka
hükmünü yerine getirmez, güzel ahlak gösterebilecekken
göstermezler.

Cahiliye
insanlarının tutkuyla çalışmalarının karşılığındaki
beklentileri ise, belli başlı birkaç konudan
oluşur: Dünyada iyi bir hayat yaşayabilmek,
zengin olabilmek, itibar ve mevki edinip toplumda
saygın bir yere gelmek, iyi bir evlilik yapıp
övünebilecek çocuklara sahip olmak… İşte kimi
cahiliye insanlarının sonsuz ahiret hayatına
tercih ettiği konular bunlardan ibarettir.
Elbette tüm bunlar Allah'ın rızası ve ahiret
hedeflendiğinde her insanın sahip olabileceği
meşru nimetlerdir. Müminler de aynı nimetlere
sahip olmak ister, çalışır, para kazanır,
mülk sahibi olurlar. Ancak onları bazı cahiliye
insanlarından ayıran özellikleri; tüm işlerini
Allah'ın hoşnutluğu için yapmaları, kazançlarını
Allah yolunda ve Allah'ın tavsiye ettiği şekilde
harcamaları, her işte olduğu gibi ticarette
de her zaman Allah'ın hükümlerine titizlikle
uymalarıdır.

Ticareti
İslami değer yargılarından üstün tutmanın
"fasık" (yoldan çıkmış, Allah'a isyan etmiş)
bir topluluğun özelliği olduğu bir ayette
şöyle anlatılmaktadır:


De
ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz,
eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar,
az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret
ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan,
O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cehd etmekten
(çaba göstermekten) daha sevimli ise, artık
Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun.
Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
(Tevbe Suresi, 24)


İmani
derinliğe sahip olan mümin nefsinin bu gibi
tutkularına kapılmaktan şiddetle kaçınır.
Allah'ın müminlerden istediği üstün bir ahlak
vardır ve müminler hangi iş üzerinde olurlarsa
olsunlar bu ahlakın gereklerini yerine getirirler.
Ticaret yaparken de yine dürüst, samimi, fedakar,
çalışkan, adaletli, tevazuludurlar. Bütün
dikkatleri Allah'ın rızasında ve O'nun helal-haram
sınırlarındadır. Allah müminlere ticaret yaparken
başkalarının haklarına tecavüz etmemelerini,
ölçüyü ve tartıyı tam tutmalarını, insanların
eşyasını değerden düşürmemelerini emretmiştir.
(Hud Suresi, 85)

Allah
ticaret yaparken dürüst olmanın, insanlara
haksızlık yapmamanın ve böyle güzel bir ahlak
göstererek Allah'ı razı etmenin önemini bazı
ayetlerde şu şekilde bildirmektedir:


Ölçtüğünüz
zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla
tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından
daha güzeldir. (İsra Suresi, 35)


"Tartıyı
adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan
tutmayın." (Rahman Suresi, 9)

Allah,
Kuran'da ticaretin ve alışverişin nasıl yapılması
gerektiğini insanlara açıklamıştır. İlk olarak
belirtmek gerekir ki Allah "… Oysa Allah,
alışverişi helal, faizi haram kılmıştır..."
(Bakara Suresi, 275) ayetiyle faizi kesin
olarak yasaklamıştır. Allah'ın bildirdiği
bir diğer husus ise, alışverişin ve borçların
takip edilme şeklidir. Allah yapılan ticaret
sırasında, gerektiğinde kullanmak için ya
da unutulması ihtimaline karşı borçların yazılmasını;
alışveriş sırasında gerektiğinde görüşüne
başvurulabilecek şahitler tutulmasını emretmiştir.
(Bakara Suresi, 282)

Müminlerin
iş hayatında önem verdikleri diğer bir uygulama,
karar almak, yeni bir işe başlamak, eksiklikleri
gidermek gibi işler hakkında diğer insanların
da görüşlerinden istifade etmektir. Allah
Kuran'da bunu, iman edenlerin bir özelliği
olarak bildirir.

Kuran
her alanda olduğu gibi işte, ticarette ve
alışverişte de insanların hayatına en güzeli,
en doğruyu ve en kolay olanı getirir. Bu şekilde
insana, stresten ve bunalımdan uzaklaşarak,
Allah'a teslim olmanın, tedbir almanın, başkalarına
da danışarak karar vermenin rahatlığı içinde
sağlıklı, huzurlu bir ortamda çalışabilmesi
için yol gösterir.

Ayrıca
akıllı bir mümin iş hayatında çok geniş düşünür;
hem kısa, hem uzun vadeli, hem de çok aşamalı
planlar yapar; başladığı işin sonraki aşamalarını,
hangi uygulamanın kendisine uzun vadeli bir
başarı kazandıracağını, olası alternatifleri
mutlaka hesaplar. Ve faydalı gördüğü için
yaptığı bir şeyin bir sonraki aşamada zarar
getirmemesini sağlayacak her türlü tedbiri,
Allah'ın Kuran'da işaret ettiği çözümler doğrultusunda
düşünerek alır. Bir iş üzerindeyken, içinden
sürekli Allah'a dua eder, yaptığı işi kolaylaştırmasını
Rabbimizden ister, Allah dilemedikçe hiçbir
işte başarılı olamayacağını düşünür. Yaptığı
işin Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya bir yol
olmasını umar.

İçinde
bulunduğumuz çağda geçmişteki insanların hayal
bile edemeyecekleri yepyeni buluşlar ve bilimsel
gelişmeler meydana gelmektedir. Bu benzersiz
imkanlar için de şükretmek, Kuran ahlakının
bir gereğidir. Örneğin bugün bilim, teknoloji,
ulaşım, iletişim ve iş hayatındaki gelişmeler
çok ileri safhalara erişmiştir. Bilgisayar
ve internet teknolojileri sayesinde dünyanın
dört bir yanındaki insanlar saniyeler içinde
birbirleriyle konuşabilmekte, bilgilerini
paylaşabilmekte ve iletişim kurabilmektedir.
Elbette bunlar derin derin düşünülmesi gereken
nimetlerdir. Çünkü Allah'ın Kuran'da bizlere
örnek gösterdiği peygamberler, kendi içlerinde
daima Allah'a yönelen, bir iş üzerindeyken
hep Allah'ı düşünen ve şükreden kimselerdir.
Allah Sebe Suresi'nde şu şekilde bildirir:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mümine sultan
Administrator

Administrator
avatar

Mesaj Sayısı : 6157
Kayıt tarihi : 15/01/10
Yaş : 42
Nerden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.

MesajKonu: Geri: müminin 24 saati   Ptsi Ara. 20, 2010 2:02 pm

Ona
dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz
büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen
kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek
çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır. (Sebe
Suresi, 13)




Alışveriş
Yaparken

Günümüzde
birçok insan için alışveriş önemli bir meşguliyettir.
Örneğin bazı insanlar, arkadaşları arasında
sükse yapacakları kıyafetler edinmek amacıyla
saatlerce, hatta günlerce mağazaları dolaşabilir;
hayatlarında sadece birkaç kez giyecekleri
giysilere büyük paralar harcayabilir; gardıropları
tamamen dolu olmasına rağmen doymak bilmeyen
bir tutkuyla yeni kıyafetler satın alabilirler.
Böyleleri için alışveriş, ihtiyaçlarını karşılayacak
bir araç olmanın ötesine geçmiş, hayatlarında
önemli bir yer tutan bir amaç haline dönüşmüştür.
Alışveriş yaparken adeta kendilerini kaybederek
çoğu zaman ileride pişman olacakları şeyler
satın almak da bazı cahiliye insanlarına özgüdür.

Elbette
her insan için alışveriş gerekli ve hatta
zevkli bir iştir. Ancak burada hatalı olan
nokta, insanların bu işleri ahireti tamamen
unutarak, dünyaya yönelik bir hırs içinde
yapmalarıdır. Ve tüm hayatlarını, düşüncelerini,
planlarını bu işler üzerine kurmaları ve kendilerini
yaratan Allah'ı razı etmenin yollarını aramak
yerine, alışveriş gibi günlük hayatın küçük
meşgaleleriyle tatmin bulmaya çalışmalarıdır.

Kuran
ahlakını yaşayan bir insan her ortamda olduğu
gibi alışverişte de Rabbimizin yarattığı güzellikleri
ve olaylardaki hikmetleri görmeye çalışır.
Onun için alışveriş tutkulu bir oyalanma değil,
ihtiyaç duyduğu şeyleri temin etme fırsatıdır.
Alışveriş onu, Allah'a olan kulluk görevini
yerine getirmekten kesinlikle uzaklaştıramaz.
Allah Kuran'da müminlere şöyle emretmiştir:


Sen
de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine
dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının
(aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan
kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete
düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına
(hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene
itaat etme. (Kehf Suresi, 28)

Herhangi
bir şey satın almak için çarşıya çıkan mümin
şu gerçekleri aklından çıkarmaz: Allah kulları
için çeşit çeşit yiyecekler, giyecekler ve
daha birçok nimetler yaratmıştır. Ancak bazı
ülkelerde işsizlik, sefalet veya çatışmalar
nedeniyle insanlar yiyecek bulamaz durumdadır.
Nimetlerin bol miktarda olduğu ülkelerde yaşadıkları
halde yoksulluklarından dolayı bu nimetleri
satın alamayanlar da vardır. Bunların hepsi
Allah'ın kontrolündedir ve Allah'ın insanları
dilediği kadar rızıklandırmasında çeşitli
hikmetler vardır. Allah Kuran'da buna şöyle
işaret etmektedir:

Onlar
bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah, dilediğine
rızkı genişletip-yayar ve (dilediğine) kısar
da. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için
gerçekten ayetler vardır. (Zümer Suresi, 52)

Allah,
insanlar için farklı farklı imtihan ortamları
yaratmaktadır. Ancak mümin, içinde bulunduğu
durum ne olursa olsun, kendisine verilenlere
hiç durmadan şükreder. İmtihan edildiğinin
ve bu durumun geçici olduğunun farkındadır.
Bu nedenle her an Allah'ın hoşnut olacağı
şekilde davranır. Sahip olduğu nimetler için
Allah'a olan şükrünü kalbiyle, diliyle, hareketleriyle
ifade eder. Kendisine verilenleri hayırlı
işler için harcar. Eğer Allah rızkını kısıp
daraltmışsa, bu durum karşısında da güzel
bir sabır gösterir ve yine samimiyetle Allah'a
şükreder. Yoksullukla denendiğini bilir ve
Allah'tan kendisine sabır vermesi için dua
eder. Mümin her koşul altında Allah'tan razı
olmuştur ve O'nun da kendisinden razı olmasını
ummaktadır.

Cahiliye
toplumunun gelenek, görenek ve değer yargılarını
benimseyenler ise, en ufak bir sıkıntıyla
karşılaştıklarında hemen nankörleşirler. Bu
tutumu Allah Kuran'da şöyle kınamaktadır:


Fakat
insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden
geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler
verse: "Rabbim bana ikram etti" der. Ama ne
zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen:
"Rabbim bana ihanet etti" der. (Fecr Suresi,
15-16)

Dünya
üzerindeki sayısız nimeti yaratan Allah'tır.
Ancak, bunu fark edemeyen insanlar satın aldıkları
yiyecek ve giyeceklerin aslında Allah'ın izni
ve dilemesiyle kendilerine ulaştığını unuturlar.
Allah'a şükretmez, sürekli bencil istek ve
arzularının kontrolünde hareket ederler. Alışverişte
düşündükleri tek şey, hangi kıyafetle arkadaşlarına
daha çok "hava atacak"larıdır. Zihinlerini
sürekli meşgul eden konular yılın modasının,
en çok beğenilen kıyafetin, rengin hangisi
olduğu ya da en kaliteli, en güzel, en son
model giysilerin nerede satıldığıdır. Sürekli
diğer insanların sahip olduklarını düşünür
ya da konuşurlar. Onlara, sahip olduklarından
dolayı imrenirler. Yoksulluğa tahammül edemezler.
Mal ve mülk sahibi olmak için büyük hırs duyarlar.
Kendilerine verilen rızkı, diğer insanlara
verilenlerle kıyaslar, kendilerine haksızlık
edildiğini düşünerek sabır göstermez ve şükretmezler.
Sahip olduklarıyla yetinmeyip daima daha fazlasını
isteyen bu insanların bu nankör tavırlarını
Allah Kuran'da, "Şüphesiz,
senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf
(fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar"
(Neml Suresi, 73)
ayetiyle bizlere
bildirmektedir.

Kuran
ahlakını yaşayan ve etrafındaki nimetlerin
Allah'ın bir ikramı olduğunu bilen mümin ise,
gereksiz yere para ve zaman harcamamaya özen
gösterir. Alışveriş yaparken israf etmekten
şiddetle kaçınır. Allah'ın "…
Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf
edenleri sevmez." (Araf Suresi, 31) ayetinde
bildirdiği gibi davranır. İsraf ederek saçıp
savuranları Allah'ın Kuran'da "şeytanın kardeşleri"
olarak tanımladığını da asla unutmaz. (İsra
Suresi, 27)

Alışveriş
veya bir harcama yaparken israf etmemek gibi,
cimri davranmamak da Kuran ahlakının bir gereğidir.
Bu tutuma Allah Furkan Suresi'nin 67. ayetinde
"Onlar, harcadıkları
zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,)
ikisi arasında orta bir yoldur."
şeklinde
bildirir. Sonuç olarak, bu ayette müminlerin
alışverişteki davranışı hikmetli bir şekilde
özetlenmiştir.



Spor
Yaparken

İman
edenler bedenlerinin dünya hayatında kısa
bir süre faydalanmaları için kendilerine verildiğini
ve bu emanete en güzel şekilde bakmakla sorumlu
olduklarını bilir; sağlıklarına dikkat ederler.
İşte bu nedenle günlük faaliyetleri arasında
spor veya egzersiz yapmaya mutlaka zaman ayırır;
bu konuda ciddi bir gayret gösterirler. Zira
spor vücudun güçlenmesine, direnç kazanmasına,
düzenli ve sağlıklı bir biçimde çalışmasına
yardımcı olacak; bu ise Allah rızası için
daha çok çalışmasına ve hayırlı işler yapmasına
imkan hazırlayacaktır.

İnsan
metabolizması durağan değil, hareketli bir
yapıya uyumlu şekilde yaratılmıştır. Günümüzde
sporun, vücudun, savunma, dolaşım, solunum
ve sindirim sistemini güçlendirdiği; bedeni
mikroplara ve hastalıklara karşı daha dirençli
hale getirdiği; hormonal sistemin, kalbin
ve damar sisteminin düzenli çalışmasını sağladığı;
kasları, eklem ve tendonları güçlendirdiği;
kondisyonu artırdığı, dinçlik kazandırdığı;
kan şekerinin dengelenmesine, "kötü kolesterol"ün
düşmesine ve "iyi kolesterol"ün yükselmesine
yardımcı olduğu ve daha pek çok yararı bilinmektedir.

İman
edenlerin bu konudaki çabalarının diğer bir
nedeni ise, fiziksel gücün Allah'ın Kuran'da
dikkat çektiği bir özellik olmasıdır. Örneğin,
Allah'ın kendisiyle konuşarak insanlar üzerine
seçkin kıldığı (Araf Suresi, 144) Hz. Musa'nın,
güçlü bir fiziksel yapıya sahip olduğu onunla
ilgili kıssaların aktarıldığı ayetlerden anlaşılmaktadır.
Ayrıca, bir kavme hükümdar olarak gönderilen
Talut'un güçlü bir fizik yapısına sahip olduğu
bir ayette şöyle haber verilmektedir:

Onlara
peygamberleri dedi ki: "Allah
size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar:
"Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken
ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,
nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk)
onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti:
"Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi
ve bedenî gücünü artırdı. Allah, kime dilerse
mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş
olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

Bunların
yanı sıra müminlerin spor yapmaya özen göstermesinin
bir nedeni daha vardır: Kuran ahlakını tebliğ
eden bir insanın bedensel olarak güçlü ve
güzel bir görüntüye sahip olması, karşı tarafta
uyandıracağı etki bakımından da çok önemlidir.
İnsanın dış görünüşündeki heybetli ve estetik
yapı, daha tebliğin başında diğer insanlar
üzerinde olumlu bir izlenim bırakacaktır.


İşte bu nedenle müminler her zaman güçlü ve
sağlıklı bir yapıya sahip olmak ve sahip oldukları
bu yapıyı korumak için çaba harcarlar. Bu
konuda tembellik, umursamazlık ya da üşengeçlik
yapmazlar.




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
müminin 24 saati
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iSLAMi GiZLi iLiMLER SiTESi :: 

ByNoKTa.com Gündemi - Sitemizden Haberler

 :: ByNoKTa.com Gündemi - Sitemizden Haberler
-
Buraya geçin: